Menü Kapat

ABD’de Şirketlerde İhbar Mekanizması Uygulamaları – Dr. Haluk Ferden Gürsel

Hotline, Etik hatlar gibi haber alma mekanizmaları uzun yıllardır şirketlerin etik programlarının bir parçası olarak uygulamada mevcut.

Denetçiler iyi bilir; ABD Teksas merkezli şirket Enron, büyük yolsuzluk skandalı ile battıktan sonra yatırımcıları korumak amacıyla Sarbanes ve Oxley isimli iki senatörün verdiği bir kanun tasarısı kanunlaşarak bugüne kadar uygulamada kullanılıyor. Adını bu iki senatörden alan Sarbanes-Oxley yasası, kısaca SOX olarak biliniyor. 2003 yılında çıkan bu yasayla ilgili uygulamaların bir de performans ödülleri var. Sarbanes ve Oxley’in onur başkanı olduğu bir enstitü tarafından, 2003 yılında çıkan Sox yasayla ilgili uygulamalar için performans ödülleri veriliyor.

Mali ve muhasebe alanında bu ödüllerden birisi de bana verildi, eksik olmasınlar.

Sox kanununa göre, haber alma mekanizmalarının şirket tarafından örgütlenmesi gerekmekte. Kamuya açık borsa ticareti yapılan, senetleri ile alışveriş yapılan şirketlerin hepsinde bu tür haber alma mekanizmalarının uygulanması şart koşuluyor. Bu şirketler çok küçük şirketler değil. Çoğu borsaya çıktığı zaman zaten belli büyüklüğe erişmiş oluyor. Küçük şirketler için de aynı uygulamalar geçerli. Kanunda açıkça yazılı olmamasına rağmen geleneksel olarak önce ABD ekonomisinde, daha sonra bütün dünya ekonomilerinde benzer kurallar Sox kanuna uygun olarak kanunlaştırıldı ve kanunlaştırılmakta.

Yüz kişiden az çalışanı bulunan küçük kuruluşlarda haber alma mekanizmalarının profesyonel kişilerle dışarıdan yürütülmesi gerektiği düşünülüyor. Bunun iki nedeni var, birincisi ; bu tür ihtisas elemanlarının maliyetinin çok yüksek olması. İkincisi, çalışan sayısı az olan kuruluşlarda yolsuzluk haberini ileten kişinin kolaylıkla belirlenebileceği endişesi söz konusu. Dolayısıyla bu kişilere karşı misilleme yapılması ihtimalinden çekinilebiliyor. Bunu önleyebilmek için ihbar mekanizmasının dışarıdan hizmet sağlayan profesyonellerce kontrol edilmesi gerekiyor ki, haber taşıyıcının kimliği gizlenebilsin.

Büyük şirketlerin bazı ülkelerdeki bazı eyalet ve kasabalarda yüz kişiden az çalışanı olan şubelerinde de küçük şirketler ile aynı endişelere rastlanıyor. Bu şirketlerin daha çok parası var ve ihtisas elemanlarını ayrı birim içerisinde örgütleme olanakları mevcut. Ama yolsuzluk haberini iletecek kişinin kolayca belirlenebilmesi, bu durumda da riskli. Dolayısıyla büyük kuruluşların da dışarıdan hizmet veren haber alma sistemlerini tercih etmeleri gerektiği konusunda görüş birliği var.

Kanunda yalnızca ihbar verenin korunması gerektiğini bildiren bir kısım dışında, ihbar mekanizmalarının şirket içi sistem ile mi şirket dışı kaynaklı mı olması gerektiğine dair açık bir ifade kullanılmamış. Bu nedenle 2003 yılından sonra Sarbanes-Oxley kanununun reforma ihtiyacı olduğuna karar veriliyor ve bir çok madde değiştiriliyor. Şuanda da devam eden değişiklik tasarıları mevcut. Bunlardan biri de, insanları yolsuzluğu ihbar etmeye teşvik edecek bir mükafat gerekliliği konusu(Dodd-Frank reformu) . Bu reform, sonuçlandırılabilecek derecede açık bilgiyle gelip sonuçlandırıldıktan sonra yolsuzluktan toplanan paranın bir kısmını bu haberi getiren kişilere verilmesi gerektiğini söylüyor. Ki, bu mükafatlandırma teşviği ile büyük yolsuzlukları ortaya çıkarıp milyonlar kazananlar oldu. Hatta bu haber iletenlerden bir tanesi de denetim kurulunda görev yapan bir denetçi. Yani kurul içinde yolsuzluğun kaynağını kendisi tespit edemiyor veya yeterli ortam sağlanamıyor, fakat dışarıdan hizmet alarak ihbar hattı ile yolsuzluğu haber vererek hem mükafatı kazanıyor, hem de şirketini kurtarıyor. Dolayısıyla bu kanalın teşvik edilmesi için ihbar sistemine ödül konması bir gereklilik gibi görünmekte.

Tüm ihbarlar etik hatlardan, hot line ve haber alma kurumları gibi birimlerden gelmiyor. İhbarlar bazen de, çalışanın yöneticisine veya genel müdüre veya üstündeki personele iletmesiyle de toplanabiliyor. Fakat bu durum bilginin toplanması konusunda denetçilere kolaylık sağlamıyor. Kendisine bizzat şikayette bulunulan kişiler, yönetime yolsuzluk haberi gitmesin diye kendi yöntemleri ile sorunu çözmeye çalışıyorlar. Yasaların çok güçlü olduğu ABD gibi ülkelerde bu durumun sonucu yüksek tazminatlarla karşı karşıya kalmak olabiliyor. Dolayısıyla bu işin en sağlıklı çözümü haber alma mekanizmalarının kurulduğu şekilde kullanılması. Bunun sistematik olarak uygulanabilmesi için gereken teşviklerden bir tanesi ödül. Bir diğeri ise haber verme işlemini gerçekleştiren kişinin hayatında olumsuz değişikliklerin olmayacağının garantisi. Yani misillemenin ortadan kaldırılabilmesi gerekiyor. İhbarda bulunan kişinin ihbarda bulunduğu bir şekilde öğrenildiği zaman kişinin hem kendisi hem ailesi risk altında olabiliyor. Fakat maalesef misilleme geniş ölçüde önlenebilmiş değil. Bu da insanların herhangi bir yolsuzluğu gördüğü halde ihbarda bulunmalarını engelleyen bir faktör olarak önümüzde duruyor.

Dr. Haluk Ferden Gürsel
Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Eski Müfettişi
Webster Üniversitesi Öğretim Üyesi (İsviçre)
ACFE Switzerland Chapter Kurucu Başkanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir